Türkiye otomotiv sektöründe ikinci el pazarındaki daralma, 2026 yılında daha görünür ve daha sert bir tabloya dönüşüyor. Yüksek faiz oranları, taşıt kredilerine erişimdeki kısıtlamalar ve tüketici talebindeki keskin düşüş; özellikle krediyle dönen, stok finansmanı baskısı altında faaliyet gösteren işletmeleri zorluyor.
Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, ikinci el araç ticaretinde uzun süredir biriken yapısal sorunların artık daha net hissedildiğini belirterek, pazarın yalnızca ekonomik koşullarla değil, fiyatlama davranışları ve değişen tüketici algısıyla da yeniden şekillendiğini söyledi.
Karakaş, ikinci el pazarında satış hızının belirgin biçimde yavaşladığını vurgulayarak, “Yüksek faiz oranları ve taşıt kredilerine erişimdeki kısıtlamalar ve savaş atmosferi, tüketici talebini adeta bıçak gibi kesti. Satış hızının yani stok devir süresinin düşmesi, özellikle krediyle dönen işletmelerin finansman maliyetlerini karşılamasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Bugün sektörde asıl baskıyı yaratan unsur, yalnızca satışların azalması değil; elde tutulan stokun her geçen gün daha yüksek bir maliyet üretmesi.” dedi.
Son dönemde sıfır kilometre araç tarafında artan kampanyalar, marka destekli finansman seçenekleri ve daha öngörülebilir fiyat politikaları da tüketici tercihini yeniden şekillendiriyor. Bu durum, ikinci el araç tarafında rekabet baskısını daha da artırırken, birçok işletmenin marjlarını kritik seviyelere kadar çekiyor.
“İkinci elde negatif baskı sürüyor, sıfır araç daha cazip hale geliyor”
Muhammed Ali Karakaş, pazarın mevcut görünümünde ikinci elin üzerindeki negatif baskının devam ettiğini ifade ederek, “2. eldeki negatif baskı devam ediyor, sıfırın cazibesi artıyor. Gelinen noktada irili ufaklı galericilerin birçoğu kepenk kapatmaya hazırlanıyor, bir kısmı ise konsolide olarak sektörden çekilmiş durumda. Çünkü tüketici tarafında hem krediye erişim zorlaştı hem de fiyat-fayda dengesi açısından sıfır araç daha güçlü bir alternatif olarak öne çıkmaya başladı.” diye konuştu.
“Otomobil yatırım aracından çıkıyor, normalleşme sancılı yaşanıyor”
Son yıllarda otomobilin yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda spekülatif bir yatırım enstrümanı olarak görülmesinin piyasa dengelerini bozduğunu ifade eden Karakaş, bugün yaşanan sürecin bir “normalleşme sancısı” olduğunun altını çizdi:
“Türkiye’de otomobil son birkaç yılda asli işlevinin ötesine taşındı ve önemli ölçüde spekülatif bir yatırım aracına dönüştü. Şimdi ise pazar yeniden otomobilin gerçek kimliğine, yani bir ulaşım ve tüketim ürününe dönüyor. Ancak bu dönüşüm oldukça sancılı geçiyor. Özellikle yüksek maliyetli stoklarla bu döneme yakalanan ve pazarın normalleşmesini öngöremeyen işletmelerin sermayeleri çok hızlı eriyor.”
Sektörde resmi olarak açıklanmış toplam kapanan işletme sayısına ilişkin net bir veri bulunmasa da, piyasanın sahadaki gerçeklerinin tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Karakaş, finansal dayanıklılığı zayıf çok sayıda işletmenin ya faaliyetini sonlandırdığını ya da sektörden sessizce çekildiğini ifade etti.
Karakaş, “Ortada resmi bir ‘kapanan dükkân sayısı’ olmayabilir; ancak sermaye yapısı güçlü olmayan, yüksek faiz ortamında krediyle dönmeye çalışan ve yeni regülasyonlara ayak uyduramayan binlerce irili ufaklı işletmenin fiilen kepenk indirdiği veya sektörü terk ettiği, piyasanın bilinen ancak göz ardı edilen, arka planda kalan bir gerçeğidir. Bu, pazarın doğal ama son derece acımasız bir eleme sürecinden geçtiğini gösteriyor.” dedi.
Brezilya ve Meksika gibi pazarlarda tecrübe edildi
Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, ikinci el otomotiv sektöründe ayakta kalmanın artık yalnızca araç alıp satmakla mümkün olmadığını; yeni dönemde güven veren, şeffaf ve kurumsal iş modellerinin zorunlu hale geldiğini “Ayakta kalabilmek ve yeni döneme adapte olabilmek için; şeffaf fiyatlama politikaları, garantili teklif pencereleri ve anında likidite sağlayan, Hindistan, Brezilya veya Meksika gibi benzer dinamiklere sahip gelişen pazarlarda test edilmiş daha kurumsal ve güven odaklı iş modellerini sisteme entegre etmek bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. Bundan sonraki dönemde fark yaratacak olan, sadece stok tutabilen değil; doğru fiyatlayan, hızlı dönen ve güven üreten yapılar olacak.” sözleriyle belirtti.
Karakaş, sektörün önümüzdeki dönemde daha disiplinli, daha veriye dayalı ve daha kurumsal bir yapıya evrilmek zorunda olduğunu vurgulayarak, mevcut kırılmanın aynı zamanda sağlıklı bir dönüşüm fırsatı da barındırdığını sözlerine ekledi.